|
|
|
Nihat AKKARACA |
Nihat
Akkaraca: kendi kaleminden;
1931 yılında Datça'da doğdum. İlkokul
eğitimi aldım. İş hayatı bir kargaşalar yumağı, yine de anlatayım: İlkokuldan
sonra askere kadar çiftçilik ve bir yıl kahvecilik yaptım. Deniz eri olarak
askerlik yaptıktan sonra Datça'ya değil İzmir'e dönüp işçilik yapmaya başladım.
Bir süre ticaretle uğraşıp iflas ettikten sonra Amerikan üslerinin inşaatında
karo döşeme işlerini üslenen bir inşaat firmasına girdim. Önce işçi,
sonra ustabaşı olarak çalışırken İngilizce öğrenmeye kalkıştım.
Kendi kendime öğrendiğim az İngilizce'yle Sinop'taki Amerikan üssünde
basit bir tercümanlıkla işe başladım. İngilizce'yi ilerleterek iş
saatleri dışında teknik tercümeler yapmaya başladım. Böylece aylık ücretimin
dışında da para kazanırken, soğutma sistemlerinin ilgimi çekmesi üzerine
o tür kitaplar üzerine yoğunlaşınca müdürlerin dikkatini çekmişim.
Bunun üzerine beni havalandırma (air conditioner) kısmına şef olarak atadılar.
İşim gereği elektriği öğrendim. Çünkü işyerinde hazine gibi bir kütüphane
vardı ve artık İngilizce teknik kitapları zorlanmadan okuyup anlıyordum. Bu
arada Amerikan üsleri kapanır işsiz kalırsam Almanya'ya giderim düşüncesiyle
Almanca öğrenmeye karar verdim. İş yerinde çalışan Almanlara Türkçe öğretirken
ben de Almanca'mı orta duruma getirmişim. Sonra elektroniğe yöneldim ve iş
saatleri dışında Sinop'ta açtığım dükkânda televizyon ve video tamirine
başladım. Emekli olduktan sonra da yıllarca elektronikçi olarak çalıştım.
| 1986'da memleketim Datça'ya
taşındım. Burada açtığım elektronik tamir dükkânını kapattıktan
sonra boş kalmamak için Datça'da arkadaşlarımla bir yerel tarih grubu
kurduk. Grubun çalışmaları esnasında Türk-Yunan ilişkilerini araştıran
alt grubu yönetirken herkes çekildi ben kaldım. Sömbeki Adası'nda İngilizce
yayınlanan bir yerel gazeteyle, Symi Visitor, ilişki kurarak tarihi bilgileri
değiş tokuş ederken gazeteye yazılar yazmaya başladım. Daha çok ilişkileri
ilgilendiren yazılar. Gazetenin her sayısından 20-30 tane gönderiyorlar. Ben
de Datça'da okumak isteyenlere dağıtıyorum. Bu gazetenin bir yemek yazarı
var: Adriana. Çok güzel Yunan yemekleri yazıyor. Bazı sayılarda dikkat
ediyorum bitkilerin mitolojik öykülerini de yazıyor. Adriana benden de yemek
tarifi istiyor. Ama bakıyorum bizim yemeklerle onların yemekleri arasında
fazla fark yok. Bu arada bir senedir Yunanca çalışıyorum. Çok zor ama Sömbeki'den
her hafta gelen arkadaşlarımla çat pat anlaşmak hoşuma gidiyor. Tarih grubu
için araştırma yapıp yazılarım sergilerde görününce ilgi topladı. Ben
de yaşanmış öyküleri dinleyip yazmaya ve yerel gazetelerde yayınlamaya başladım.
İki senedir yazıyorum. (Nihat Abi bu yazıyı Aralık 2004'te yazıp yolladığına
göre yazmaya başlayalı beş sene olmuş.) Öykülerle ilgilenen bir yayınevi
var, Zürih'te Türkçe yayın yapan bir radyo ara sıra öykülerimi okuyor. Geçen
Ay (Kasım 2004) İzmır Life Dergisi'nde 'Datça Boğa Güreşleri' başlığıyla
bir yazım yayınlandı. Bunlar bana heyecan veriyor. Boş durmak yok. Gündüz
dinliyor, kaydediyor, akşamları yazıya döküyorum. Sadece öykü değil.
Eski Datça'daki öykülü manileri de topladım. 'Datça Ağzı' başlığı
altında eski Datça aksanı kelimeleri derlemekteyim. Dünyanın bir çok
yerinde arkadaşım var. Durmadan mailler gelir gider. Yaz aylarında arkadaşlarımdan
Datça'ya gelenlerle ilgilenirim. Datça'da bir çok kişi bana 'Gönüllü
Konsolos' der. Ancak bütün bunlar beni yormuyor, aksine coşku veriyor. |
|
|
|
|