|
|
|
|
|
|
KÜLTÜR ve SANAT |
| Datça'nın nüfusu,merkeze
bağlı dokuz köy ile birlikte toplam 15 bin dolayında. Yaz aylarında ise
yerli ve yabancı turistlerin gelişiyle 50 binlere ulaşır. Okuma oranı yüksek
olan Datça'da, 8 adet ilköğretim okulu ve biri turizm meslek lisesi olmak üzere
2 ortaöğretim okulunda eğitim verilmektedir. İlçedeki Halk Eğitim
Merkezi'de hem öğrencilere hem yetişkinlere halk oyunları, yabancı dil,
kumaş boyama, bilgisayar ve kaptanlık kursları açmaktadır. Halk Eğitim
Müdürlüğü onaylı gitar, saz, ingilizce ve cankurtaran kursları
verilmektedir. Ayrıca yine Datça Spor kulübü tarafından bu sene masa
tenisi, basketbolun yanı sıra yüzme, yelken, optimist, gibi su sporları
kursları da başlatıldı. Datça Briç kulübünde ise dört yıldır
okullarda verilen satranç kursları sonucunda öğrenciler Türkiye ve Muğla
şampiyonalarında önemli sayılacak dereceler almışlardır. |
|
|
| Datça-Knidos
Kültür Sanat Festivali kapsamında gerçekleştirilen boğa güreşleri için
boğalar ve boğa yetiştiricileri kamyonlarla güreş alanına getiriliyor.
Davul zurna eşliğinde halay çekilerek karşılanan boğalar, sahiplerinin adıyla
çağırılıyor. Güreş öncesi, boğalar için düzenlenen kına gecesinde güreşe
katılacak boğalara kına yakılıyor. Boğa yetiştiricileri eğleniyor, güreşler
"değnekçi" denen hakemler ile yönetiliyor. Hakemler tarafından kızdırılan
boğalar bazen rakibi yerine bu hakemlere saldırıyor. Boğa güreşine katılacak
boğalar birde sınıflandırmaya tabi tutuluyor. Trekking Datça Yarımadası'nın
doğası yaz mevsimi dışında muhteşem oluyor. |
|
|
| Endemik bitkileri, çiçekleri
ve şelaleleri keşfetmek için doğa yürüyüşleri yapmanızı öneririz. Datça’nın
en değerli el sanatı iğne oyasıdır. İğne oyası yapımında kullanılan
has ipek evlerde ipek böceği yetiştirilip ipeğin istenildiği gibi bükülerek
pişirilmesiyle elde edilir. Bu ipek ipliklerden iğne ile motifler elde edilir
veya büyük eşya örtüleri yapılır. İğne oyası bu örtüleri Cumartesi günleri
kurulan Pazar yerinden, butiklerden ve hediyelik eşya satan dükkanlardan satın
alabileceğiniz gibi ilçe merkezine 3-5 km. uzaklıktaki köylerdeki evlerden
de alabilirsiniz. Datça Sındı köyünde Kaymakamlık tarafından kursla
desteklenen kilimcilik ilgi görüyor. Eski Datça Mahallesinde 1940 yapımı
eski okul binası, Kaymakamlık tarafından restore edilmiş ve El sanatları
Merkezi’ne dönüştürülmüş. Merkezde Datça’lı kadınların el
emekleriyle üretilen kilim, dokuma ve oya işlemeler butiklerde, pazar
yerlerinde satılıyor.
|
|
|
Doğa ve Dostluk Yürüyüşü:
15-22 nisan tarihlerinde, Çevre ve Turizm Derneği tarafından Akdeniz’den
Ege’ye Dostluk Yürüyüşü yapılır. Yüzlerce Datçalı ve yabancı katılır
bu yürüyüşe. Reşadiye’nin Keşkek Günü Haziran’da, Resim
Şenliği Nisan ayının son haftasında, Bedemli Pilav günü ise Nisan ayı
Turizm Haftası etkinlikleri içinde yapılır. Datça'da herkez bilir Can
Baba'yı o bir üstattır o Datça'nın Datça onun can damarıdır. Siz ziyaretçiler
ve Datça halkına Can Yücel'in doğumundan ölümüne kısaca birde biz
anlatalım.Bizlere ve Datça'ya eşsiz değerler bırakmış Usta Şair Can Yücel,
1926 yılında İstanbul'da doğmuştur. Türkiye'nin ilk Milli Eğitim Bakanı
Hasan Ali Yücel'in oğludur. Orta öğretimi Ankara Erkek Lisesi'nde, Üniversiteyi
Ankara'da Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesini Klasik Filoloji Bölümü'nde
okudu. İngiltere'de Cambridge Üniversitesi'nde eğitimine devam eden Can Baba,
daha sonra Londra'da BBC'nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı.
|

|
|
Can YÜCEL |
|
Askerlğini Kore'de yaptı. 1985'de Türkiye'ye döndü ve Muğla-Bodrum'da
turist rehberi olarak çalıştı. Daha sonra İstanbul'a yerleşti ve bağımsız
çevirmen ve şair olarak hayatını devam ettirdi. 1956 yılında Güler Yücel
ile evlendi ve Güzel ve Su adında iki kızı ve Hasan adında bir oğlu oldu.Şair, yazar,
felsefe hocası, milletvekili, konservatuar ve köy enstitülerinin kurucusu
Hasan Ali Yücel'in oğlu Can Yücel, 1926'da İstanbul'da dünyaya geldi.
Ankara ve Cambridge üniversitelerinde Latince ve Yunanca okudu. 1950 'de yurda
geri döndü ve aynı yıl babasının önerisi ve desteği ile ilk kitabı
''yazma''yı çıkarttı. 1956 yılında Güler Yücel ile evlendi. Bu yıllarda
Che Guevera ve Mao'dan çeviriler yaptığı gerekçesiyle 15 yıla mahkum oldu.
İki yıl sonra genel bir afla dışarı çıktı. Dışarı çıkışının ardından
''Bir Siyasinin Şiirleri'' adlı kitabını yayınladı. Şair'in bu kitabı için
ilk kez yoğun ve ciddi şiirle ilgilendiği dönemin şiirlerini içerir
diyebiliriz. |
| "Bir
Siyasinin Şiirleri" nin önsözünü yazan Refik Durbaş, kitabı ''Can Yücel'i
geniş okuyucu kitlesiyle buluşturan, kişisel ve toplumsal yaşamın acı bir
dönemini dile getiren, öfkeli, alaycı, boyun eğmeyen, siyasal şiirlere ağırlık
verilen bir kitap'' olarak değerlendirir. Can Yücel ise yazdıktan seneler sonra, "kişinin dış baskıların hışmı
karşısında kendi özünü hırpalattırmamak için, hatta yitirmemek için
kullandığı bir savunma mekanizması, baskının, acının üstüne gidiş"
olarak nitelendirir. Şair 1973'de "Sevgi Duvarı" kitabıyla
kitlelerle daha yaygın bir şekilde buluştu. Şiir kitapları ardarda gelmeye
başladı : "Ölüm ve Oğlum", "Şiir Alayı", "Rengahenk",
"Gökyokuş", "Gece Vardiyası", "Güle Güle Seslerin
Sessizliği" ..... Bunlardan bazıları. Can Yücel ayrıca Lorca,
Shakespeare, Brecht gibi ünlü yazarların oyunlarından çeviriler yaptı. Bu
kendine has çeviriler kimi zaman beğenilip ayakta alkışlanırken, kimi zaman
eleştiri konusu oldu. Son yıllarda her hafta "Leman"da her ay "Öküz"
de yazıları ve şiirleri yayınlandı. "Mekanım Datça Olsun" demişti.
12 Ağustos 1999 gecesi yitirdiğimiz şair, çok sevdiği Günebakan çiçekleriyle
uğurlanarak Datça'ya gömüldü. |
|
|

|
|
Nihat AKKARACA |
|
Nihat Akkaraca’yı
tanır mısınız? Kendi kendine İngilizce öğrenmiş birini Guardian
muhabirlerinin Türkiye’de rehber olarak seçeceği aklınıza gelir miydi?
Peki, 75 yaşında blog yazan başka bir Türk tanıyor musunuz? ”Yüzsem de
bu suyun içine mi girsem; içsem de o benim içime mi girse?” dediği Datça’nın
denizi kadar pırıl pırıl bir beyin o. Kendisi için büyük bir alçakgönüllülükle
“Boş zamanlarını yaşanmış yerel öyküler zırvalayarak geçirirdi.
Yemekten sonra öyle bir zırvalama için bilgisayarın karşısına oturdu.
Parmaklar klavye üzerinde gezinirken bu yazıyı zırvalamaya başladı. Acaba,
yetmiş beşlik bu “Datçalı ihtiyar” kimdi? Merak eden çıkacak mı? Ben
de merak ediyorum….” dese de o Akdeniz kadar bilge bir delikanlı. |
|
TRT’nin geçenlerde Bir İnsan Bir
Hikaye programı için kendisiyle program yaptığı Datça’lı blogcu Nihat
beyin hayatı çok ilginç. İlkokul mezunu bir çiftçi çocuğunun Milli Eğitim’e
ihtiyaç duymadan, yani kendi kendine çok mükemmel ingilizce, tv tamirciliği
vs. öğrenebileceğinin, ve de 75 yaşında Yunancaya merak sarabileceğinin,
yine 75 yaşında internetle dost olup blog açabileceğinin öyküsü onunki.
Birkaç dernekte birden aktif biçimde çalışıyor. Araştırmacı. Kitap ve
gazetelere öykü ve yazılar hazırlıyor. Gezi rehberi… Bütün bunları güzel
topraklarımızı, değerlerimizi tanıtmak, Ege adalarındaki dostluk köprüsüne
katkıda bulunmak amacıyla yapıyor.Dünyanın barış içinde yaşanan daha güzel
bir yer olması adına. Her sabah iç karartıcı gazete haberlerine bakmaktansa
onun bloguna bakın derim ben. İnanıyorum ki içiniz açılacak. Onun bu ülkenin
geleceğine inancı sanırım gençlerden çok daha fazla zaten. Böyle bilgiye aç, çevresiyle ve dünyayla
yakından ilgili insanlar galiba her zaman genç kalıyor…
|
|

|
|
Mustafa DÜLGER |
|
Zeytin ağacının geçmişi
bundan yaklaşık 39 bin yıl öncesine, Ege denizindeki Santorini adasında yapılan
arkeolojik kazılara uzanıyor. Bu çalışmalarda 39 bin yıllık zeytin yaprağı
fosilleri ortaya çıkarılmıştır. Mitolojide zeytin ağacının dalı,
yaprakları ; zafer, akıl ve barış simgesidir. Zeytin ağacının içinde doğada
diğer ağaç cinslerinden ender rastlanacak kadar güzellikler
gizlenmektedir. Zeytin ağacını bir sanata dönüştüren ve bu sanatı
büyük bir keyifle sanatseverlere sunan Mustafa DÜLGER'in eşsiz sanat
eserlerini detaylı olarak görmek için www.zeytinagacisanati.com
adresine bakabilirsiniz.
|
|